-
ASLI ÖZCAN
Tarih: 21-12-2025 20:18:00
Güncelleme: 21-12-2025 20:18:00
Son yıllarda genç kızların giyimi üzerinden hararetli bir tartışma yürüyor: Özgürlük mü, teşhir mi? Mesele yalnızca etek boyu, crop üstler ya da sosyal medyada paylaşılan görüntüler değil; asıl mesele, genç kadın bedeninin hangi noktada bireysel tercih olmaktan çıkıp görünür olma zorunluluğuna dönüştüğü. Özgürlük kavramı gerçekten bir seçimi mi ifade ediyor, yoksa çağın görünmez baskılarıyla şekillenen yeni bir dayatmayı mı?
Ortaya çıkan tablo rahatsız edici. Kamusal alanla özel alan arasındaki çizgi büyük ölçüde silinmiş durumda. Sınav salonuna şortla girmenin, sokakta sütyenle dolaşmanın “özgürlük” başlığı altında sunulduğu bir yerde ölçüden söz etmek giderek zorlaşıyor. Bu, bireysel cesaretin değil; bedenin vitrine çıkarıldığı, her yerin bir sergi alanına dönüştürüldüğü bir düzenin sonucu. Ve bu düzende asıl kaybolan, neyin nerede durması gerektiğine dair ortak akıl
Bugün buna özgürlük diyoruz ama aslında olan şey şu: sınırlar siliniyor, ölçü kayboluyor, beden vitrine çıkıyor. Genç kızları suçlamak kolay; asıl zor olan, bu teşhir düzenini kuran ve alkışlayan yetişkin dünyanın sorumluluğunu kabul etmek..
Bu yazı genç kızları hedef almıyor; onları bu noktaya sürükleyen iklimi sorguluyor. Çünkü gerçek özgürlük, her yerde her hâlin normalleşmesi değil, nerede neyin ait olduğunu ayırt edebilmektir. Hiçbir prenses, kendini teşhir ederek var olmadı; asalet her zaman ölçüyle, sınırla ve mesafeyle tanımlandı. Sınırlar baskı değil, birlikte yaşamanın gereğidir. Ve eğer bugün bu sınırlar kaybolmuşsa, bunun sorumluluğu gençlerin değil; onları yönlendiren, izleyen ve sessizce onaylayan yetişkin dünyanındır.